Hangi Aracı Almalıyım?

araba-tavsiyeToplum olarak otomobillere olan tutkumuzun ve ilgimizin hepiniz farkındasınızdır. Atalarımızın 'At, avrat, silah' üçlüsünü sürekli vurgulaması, Peygamber Efendimizin ''Şu dört şey saadettir; saliha kadın, rahat ev, iyi komşu ve iyi binek' hadisi şerifi, tarih boyunca binek kültürümüzün yaşantımızda ne kadar önemli bir yer sahibi olduğunu ortaya koymaktadır. Ve bu yüzdendir ki otomobil alırken haftalarca hatta aylarca araştırma yapar, en iyi otomobili, en az yakanı, en az masraf çıkarabilecek olanı en iyi fiyata almaya çalışırız.

Binek kültürümüzün bu denli önemli olması haliyle sahibi olduğumuz araçların nazarımızda kıymetini de arttırmaktadır. Araçlarımıza gözümüz gibi bakar, başına bir şey gelmemesi için elimizden geleni yapar hatta çoğu zaman kimseye güvenmez, aracımızı kendi ellerimizle yıkarız. Bu titizlik haliyle araç alırken de kendini gösterir. Bir aracı almadan önce uzun süre araştırır, incelemeler testler izler,  kullanıcı yorumlarına bakar, şikayetleri göz önüne alırız. Bazen araç almaya arabadan anlayan birileri ile veya ustamızla gider, servis kayıtlarını inceler, çeşitli testlerden geçiririz, güvenliğe önem verenlerimiz çarpışma testlerini izler vs. vs.. Kısacası uzun uzun inceler, ince eler sık dokuruz.

Peki araç alırken aracın az yakması, ikinci elinin iyi olması, kazasız boyasız değişensiz olması... Önemli olan sadece bunlar mıdır? Kriterleriniz yalnızca bunlar ise araç alımında kafanız sıklıkla karışabilir, çünkü ne istediğinizi ve neye ihtiyaç duyduğunuzu tam olarak bilmiyorsunuz demektir. Eğer otomobil forumlarını takip ediyorsanız ne demek istediğimi anlıyorsunuzdur. Geçenlerde açılan bir konu gördüm; şu iki araç arasında kaldım hangisini almalıyım? Bahsedilen araçlardan biri sedan iken diğeri suv, biri benzinli iken diğeri dizel, biri 4x4 iken diğeri 4x2. Bu durum, ne istediğimize tam olarak karar veremediğimiz manasına gelmekte.

Ne yapmalıyız, bir araç almadan önce nelere bakmalı neleri araştırmalıyız? Öncelikle araç almadan önce karar vermeli, 'bana ne lazım?' sorusuna cevap vermeliyiz. Bu sorunun altında birçok alt sorular da sorabiliriz. Yılda kaç kilometre yaparım? Daha çok şehir içinde mi, uzun yolda mı kullanırım? Araziye girer miyim? Ailem kaç kişilik? Ne kadarlık bir bagaj hacmine ihtiyacım var?  Yaşadığım şehirde yedek parça ve usta sorunu yaşar mıyım? Manuel kullanmayı mı severim? Yoksa rahatlığıma düşkünüm otomatik mi isterim? Tüm bu sorulara cevap vermeden araç araştırmaya başlanmamalı. Bu sorulardan biri veya birkaçı cevapsız kalırsa, bahsettiğim forum konularındaki gibi C sınıfı bir crossover ile D sınıfı bir sedan araç arasında kalabilirsiniz.

Otomobillere olan ilgimizin yanında, otomobil kültürümüzü de geliştirmek, ne isteyeceğimizi bilmek ve daha isabetli kararlar vermek adına gelin bu sorulara beraber cevaplar arayalım ve ilk sorudan başlayalım;

Yılda kaç kilometre yaparım? Bu soruya vereceğiniz cevap elbette alacağınız aracın benzinli mi, dizel mi, elektrikli mi veya lpg'li mi olacağına karar vermenizi sağlayacaktır. Ülkemizde, az yaktığı için dizele olan ilgi malumunuz. Ancak dizel motorun bazı dezavantajlara da sahip olduğu bir gerçek. İlk alımdaki fahiş fiyat farkı, bakım maliyetleri, motorun geç ısınması, çevreyi daha fazla kirletmesi vs. Benzinli motorların daha az güç üretmesi ve daha çok yakması... Lpg'li araçların tank ve bakım masrafı, kapalı alanlara girme problemi... Elektrikli araçların şarj edilme meselesi, menzil, batarya ömrü ve ilk alım maliyetleri... Kısacası hepsinin avantajları olduğu gibi dezavantajları da mevcut. Bu sebeple belirli bir motora sahip aracı hedeflemek yerine, yukardaki soruya cevap verip, kendi kullanım şartlarınızı göz önüne almanız, sizin için en doğru tercih olacaktır. Arkadaşınızın, komşunuzun sahip olduğu araçtan memnun olması, o aracın sizin için de en iyi tercih olacağı anlamına gelmez.

Yılda kaç km yaparsınız? Cevabınız 20 bin km'den az ise dizel araç size göre değil demektir. Son zamanlarda benzine gelen indirimlerin dizelden fazla olması, iki yakıt arasındaki makasın daralmasını göz önüne alırsak, 20 bin sayısını 25 binlere çıkarmak bile mümkün. Dizel yakıtın daha yavaş yandığı ve dolayısıyla daha fazla menzil sunduğu, ve hala benzinden daha ucuza satıldığı bir gerçek ama şunları da unutmamalı; dizel motorun ilk alım maliyeti benzinli motora göre hala çok yüksek. Herhangi bir modelin dizel ile benzinli motor versiyonları arasında markasına göre hala en az 10-20 bin TL'lik farklar bulunmakta. Ayrıca dizel motorun servis ve bakım maliyetlerinin benzinli motora göre daha yüksek olduğu, daha geç ısınmasının özellikle kısa mesafelerde tüketimi arttırdığı  unutulmamalı.

Eviniz ile işiniz arasındaki mesafe ne kadar? Önceki soruya benzemekle beraber, o soruya verilen cevapları detaylandırmak için sorulabilecek güzel bir soru. Aracımızı yıl boyunca çeşitli sebeplerle kullanabiliriz. Ancak bunlar içinde en önemlisi işe gidiş gelişlerimizdir. Zira hafta içi 5-6 kez yaptığımız başka bir etkinliğimiz yok gibidir. Yukarıda da belirttiğimiz gibi dizel motorlar geç ısınır, ısındıktan sonra tüketimleri oldukça makuldur ancak kilit kelimeleri atlamayalım; 'ısındıktan sonra', eğer iş yeriniz evinize çok uzak değilse (15 km'den daha az), dizel aracınız olmasına rağmen yine de yüksek tüketimler yakalamanız olası. Bununla beraber soğuk bir iklimde yaşıyorsanız ve aracınızın ısıtma sistemi motorunuzun ısınmasına bağlıysa (bazı araçlar motor ısınana kadar aracı akü yardımıyla ısıtır) ve koltuk ısıtmanız da yoksa... Umarım iş yeriniz iyi ısınıyordur :)

İş yeriniz evinize yakınsa (15 km'den az) ve yılda 20-25 bin km'den fazla yapmıyorsanız; daha az alım ve bakım maliyeti ve daha az gürültüyle benzinli veya lpg'li motorlar size göz kırpıyor demektir. Motor daha çabuk ısınıcağından özellikle sakin bir kullanım ile makul tüketim değerleri yakalamak mümkün olacaktır. Ve yine yukarıda bahsettiğimiz gibi kış aylarında yaşayacağınız ısınma problemi asgari seviyeye düşecektir.

En iyi teklifi en sona bıraktık. Evden işe, işten eve sıfır yakıt tüketimi ile gitmek ister miydiniz? Cevabınız evet ise ilacınız hybrid motorlu bir araç. Peki hiç yakıt tüketmemek nasıl mümkün olacak? Biraz abarttık mı acaba? Beraber bakalım;

Önce Hybrid motorun çalışma prensibine bakalım. Kalkış esnasında sadece elektrik motoru çalışır. Ayağınızı gazdan çekip yavaşladığınızda ve her frene bastığınızda benzinli motor durur, elektrik motoru hibrit bataryasını şarj eder. Belirli bir hıza ulaşana kadar sadece elektrik motoru devrededir. Duruş esnasında, örneğin trafikte veya kırmızı ışıkta sıfır benzin tüketilir, benzinli ve elektrikli motor çalışmaz. (Kaynak: Toyota)

Bu bilgiyi biraz daha açalım ve günlük hayatımıza uyarlayalım. Hibrit motorlu araçlarda iki tür motor vardır; benzin (dizel de olabilir) ve elektrik motoru. Ana gücü benzin motoru üretir, ayak gazdan çekildiğinde veya frene basıldığında bataryalar dolar (batarya boş ise, beklerken de benzinli motor bataryayı doldurmak için çalışabilir). İlk kalkışlarda ve belirli bir hıza gelene kadar elektrik motoru devrededir ve bu bataryada biriken enerjiyi kullanır. Modeline göre değişmekle beraber ülkemizde en çok bilinen markanın verilerini kullanmak gerekirse; araç 50-70 km/h hıza kadar (ani hızlanma olmayacak şekilde sakin kullanımda) ve yaklaşık 20-30 km boyunca sadece elektrikli motor ile yol alabilir. Yani akşamları veya haftasonları normal kullanımda bataryayı doldurup, işe gidiş gelişlerde sadece elektrik motorunu kullanabilirsiniz. Ama belirli bir hızın üstüne çıkmamanız, ani kalkışlar yapmamanız, sakin kullanmanız gerektiğini, bu yöntemin kısa mesafeler için olduğunu ve bunun için bataryanın tam dolu olması gerektiğini unutmayınız. Yine de hibrit motorun çalışma prensipleri gereği, benzinli motorun gerek duyduğu durumlarda devreye girme ihtimali de bulunmaktadır. ( YTD :)

Bir sonraki yazımızda, 'Daha çok şehir içinde mi, uzun yolda mı kullanırım?' sorusuna hep beraber cevap arayacağız.

Görüşmek ümidiyle, hoşçakalın.
Google+'da Paylaş
    Gmail ile Yorumla
    Facebook ile Yorumla

0 yorum:

Yorum Gönderme